3 Kasım 2008 Pazartesi

Dostum...


MuSTaFa iSLaMoĞLu

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. Kimin geldiği önemli değil, kimin
gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
Yolcuya bakıp, yolu tanıma.Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan,

yolun yolcusuz olması değil; Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve
seyyal…

"En doğru yol : en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak
lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma…

Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan sözedenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de severler.

Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat, şu gerçeği de hiç unutma : Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
Yol boyunca; Yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları, yolda metafizik
uyuşturucularla keyif çatanları, tel örgülerle çevirdiği yolu, kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre
koşucusu gibi hızlı girip, 50. metrede yola yatanları, yürüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine
zar atanları , yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını
çıkarıp, ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları, yanlış kılavuzlara
kızıp yolu satanları göreceksin.

Aldırma, yürü. Göğsüne yüreğinden başka muska takma. Vahiy haritan, Nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen,
amel azığın, sevgi yakıtın, ahlak karakterin, edep aksesuarın , merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun. Doğru yol :
insanların çoğunun gittiği yol değil, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.

Yolda vereceğin her molayı özeleştiri durağında vermelisin. Unutma, tevbe özeleştiridir. Kendisini hesaba çaken,
başkalarınca hesaba çekilmekten kurtulur.

Her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman
olmaman için elzemdir. Yön tayini sık sık gerekli olabilir. Haritayı saklayabile-ceğin en güvenilir yerin yüreğindir. Bir
şey daha : Pusulayı sahte manyetik alanlardan, paraziter nesnelerden uzak tut; İbreyi saptırırlar da haberin olmayabilir.

Yol emniyetin için gerekli olan şartların başında bilinç gelir. Bilincini tahrif edecek her türlü uyuşturucudan uzak
durmalısın. Hobilerinin, fobilerinin, korkularının bilincin üzrindeki saptırıcı etkisini iyi hesap etmelisin. O'ndan
başkasından korkarsan , korktuğunun başına musallat edileceğini kesinlikle bilmelisin.

Yolda düşeceğin en büyük tuzak, yersiz korkularının tuzağıdır; Yani, kendi benliğinin sana kazdığı tuzak.

Hayırlı yolculuklar dostum.

1 Kasım 2008 Cumartesi

Cecen Ana...



Açın sesini müziğin!

Milenyum diyorsunuz siz.

Bilmem kaçıncı bin yıla girerken aynı isimli gazeteler çıkarıyorsunuz.

Dünyanın dört bir yanından canlı olarak yayınlanacak

eğlenceler tertip ediyorsunuz...

Alın işte size armağan ediyorum yavrumun katılaşmış bedenini.

Biliyorum liderleriniz uzun uzun yeni bin yılın insanlığa barış,

hoş görü, mutluluk ve para getirmesi için temennilerde bulunacaklar.

O akşam, yılbaşı gecenizin tadını bozmayalım diye, zaten çarpıtarak

yayınladığınız vahşet görüntülerini de kaldıracaksınız yayından.

Yüzünüzü gökyüzündeki havai fişeklere çevirip,

bizim gökyüzümüzden yağan bomba seslerini duymayacaksiniz bile.

Sizin gökyüzünüzden yağacak ışıklar ile,

bizimkiler arasındaki farkı bile anlayamayacaksınız.

Size kahkaha sarhoşluğu, bize ölüm getiriyor ateş yağmurları.

Kiminiz karınıza, kiminiz çocuğunuza, kiminiz patronunuza, eşinize,

dostunuza, oğlunuza, kızınıza hediyeler alacaksınız...

Alın işte, ben bütün dünyaya armağan ediyorum oğlumun cansız bedenini.

Din adamları kutsallığa dair ayetler okuyacaklar, inançsızlar hümanizmden

bahsedecek biliyorum...

Ve hatta, en barbarlarınız bile o gün kan içmeye ara verecek...

Çocuğumun kanının tadını hissetmemek için şarap, votka içecekler

biliyorum.

En son ne zaman sarıldınız çocuklarınıza bilmiyorum.

Ama bu benim son defa sarılışım evladıma.

Daha doğru dürüst oyun bile

oynamadan elimden alanlara kahretmek yetmiyor.

Söndürmüyor içimdeki yangını. Size, koşa koşa, şen şakrak yeni bin

yıla girerken şarkılar söyleyen kitlelere hediye ediyorum minik yavrumu.

Karla karışık mermi yağdı mı üzerinize?

Soluduğunuz havanın kimyasal silahla katıştırılmiş olduğundan

endişelendiniz mi hiç?

Bastığınız yerde mayın çıkmasından tedirgin olup,

içtiğiniz suyla zehirlenmekten çekindiniz mi?

Çocuklarınız oyun bahçelerinde dadılar eşliğinde gezinirken,

kolu kopmuş bir Çeçenyalı çocuk gördünüz mü?

Seslerini yukseltin muzik setlerinizin...

Görüntülerini hızlandırın televizyonlarınızın.

Havai fişeklerinizin sayılarını arttırın. Daha çok için, daha çok sarhoş olun.

Gözlerinizi kapatın... Bakmayın resimlerimize, görüntülerimize...

Ama eğer görürseniz elimde oğlumun

cansız bedeniyle duran resmimi, kaçamazsınız artık.

Size armağan ediyorum yavrumu!

Vicdanlarınıza bir bıçak gibi saplıyorum işte...

Savaşların hiçbirini çocuklar çıkarmadı, anneler çıkarmadı.

Acının çoğunu çocuklar çekti, gözyaşının çoğunu anneler döktü.

Çocuklarınıza gösterin çocuğumun resmini.



Annelerinize gösterin benim göz pınarlarımın kuruduğu bu resmi.

Ölümün en uzak durması gereken günahsız bir yavrunun ölüsünü

armağan ediyorum yeni yıl hediyesi olarak çağdaş dünyaya.

Bu kaskatı beden, düne kadar korksa da ölümden, evlat gibi kokardı.

Gözüm gibi bakar, üzerine titrerken yağdı üzerine ölüm.

Planlarını kurduğunuz bilmem kaç bininci yılda ona yer yokmuş demek ki!

Kurguladığınız gelecekte Çeçen bebelere yer açmıyorsunuz madem,

alın işte gözünüze sokarcasına uzatıyorum yavrumun ölu resmini!

Hadi durmayın sevinin. Planlar yapın milenyuma dair...

Gece eğlenceleri için randevular verin birbirinize.

Hiçbirini yapmasanız bile, dünyanın bir yerinde acı çeken,

ölen, ağlayanları unutacaksınız biliyorum.

Doğan her gün bir doğumdur savaşı yaşayanlar için, bunu bilmezsiniz siz.

Batan güneş ölümün habercisi...

Ölüm en çok gece kusar üzerimize...

Bebelerimiz en çok rüyalarına girmesinden korkarlar düşmanların.

Yeni yıl gecesi siz atarken şuh kahkahaları,

ben oğlumun kaybolan sıcaklığını arayacağım soğuk sığınaklarda.

Ne duruyorsunuz?!!

Açın seslerini müziklerin... Eğlenin, coşun, yiyin, için.

Kapatın gözlerinizi, bakmayın resmimize...

Görmeyin ölümün fotoğrafını. Bebeğin ölümünü. Masumiyetin ölüsünün.

İnançsızları, vicdansızları, körleri anlarım.

Ama dualarını bile esirgeyen inananlara da armağan ediyorum bu resmi.

İmanın en zayıf tepkisini bile gösteremeyenlerin vicdanlarına

saplıyorum hançer gibi.

İsterseniz bakmayın bu resme. Yazıyı da okumayın.

Kapatın gazeteyi. Saatinize bakın. Sonra takvime...

Kaç hafta kaldı yeni yıla? Tatil kaç gün?

İki mi, bir mi?

Sarhoşları alacak mı yine resmi devlet arabaları meyhane önlerinden?

Peki evladımın cansız bedeni hep kucağımda mi kalacak böyle?

Yüreğiniz yetiyor mu bakmaya minik yavruma?

Kalbiniz taşıyabilecek mi anlatacaklarımı?

En iyisi boşverin siz. Yükseltin müziğin sesini,

sıklaştırın adımlarınızı..

Kaçın...

Kendinizden kaçın, vicdanınıza bir sığınak bulun.

Kabul edemeseniz de benim yeni yıl armağanımı,

sağanak gibi yağacak bebeğimin cansız bedeni gecenize!

19 Ekim 2008 Pazar

Filistin Kartpostali.......









Rezil Olacağin Gün Yakindir İnşALLAH....


Ey İSRAİL
Nereye Kadar ZÜLÜM EDECEKSİNKİ?
Sonsuza kadar kimse senden HESAP SORMAYACAKMI SANDIN?
Yanıldın İSRAİL ,YANILDIN...
İBRAHİME ZÜLMEDEN NEMRUT GİBİ ,
SİZE ZÜLMEDEN FİRAVUN GİBİ ,
İSAYA ZÜLMEDEN ATALARIN GİBİ YANILDIN,
YANILDIN İŞTE İSRAİL...
Karşında ALLAH 'tan başka KİMSELERDEN KORKMAYAN ,
İZZETLİ, ŞEREFLİ, ONURLU Ordular Var Artık
Nice Az Toplulukların,
ZALİM olan çok Toplulukları Yendiği Gibi
ONLARDA ALLAH 'IN İZNİYLE Yaptıklarına Karşılık
SENİ Her İki Cihanda Yenecekler.
YAPTIKLARINA KARŞILIK
REZİL OLACAĞIN GÜNLER YAKINDIR İNŞAALLAH

Nisa 10....

10 Ekim 2008 Cuma

Kafam baska yerlerde.......


Kafam başka yerlerde; vücudum şu naciz bedenim şimdi burda aranızda,
lakin aklım fikrim orda ,
Filistin'de sapanla taş atan bir avuç insanla.

Çeçanya'da teknolojinin en üstün silahlarına gögüs geren Mücahid kahramanlarla.

Irak'ta tüm modern silahların kol gezdigi deneme tahtası haline getirilmiş yıgınlarla...
Yada Hindistan' da bombalanmış bir cami avlusunda, Büyük Şeytan Amerikanın zindanlarında
Ömer AbdurRahman'a uygulanan bir işkence seansının ortasında,
Tunus'ta taguti düzenin
Mazlum Ali E-lArise reva gördügü soysuz çirkin bir işkence sırasında...
Beyrut sokaklarında , Sabra ve Şatilla kamplarında, Kudüs sokaklarında...

Keşmir'in amansız mücadele veren kahraman mücahidlerin pusularında..


Daima ALLAH (cc) Hizbinin yanında, Hizbu-Şeytanın ve Yahudi köpeginin karşısında...

Yada içinde Firavunlaşan dışında ayet ayet sembolleşen örtülerin bulundugu bir Üniversitenin kapısında.


Yada zülmün kol kol gezdigi yeryüzünün bir başka mekanında...

Yüregim delhizlenmiş kör karanlık dipsiz kuyularda.

Benligim ve bencilligim zahir ile aldanmışlıgım
felsefi boyutlarda, tıkanıp kalmışlıgım bir cümle izinli görüşlerin bayagılıgından beşeri sistemlerin çarpıklıgından, her türlü mesnetsiz ve meymenetsiz görüşten ALLAH (cc)' a sıgınırım............. Hiçbir şeyde gözüm yok ; gözüm gönlüm oralarda , zulmün kol gezip , zulmetin mustekbirler eliyle boy sürdügü Emperyalist zihniyetin devriye gezdigi yerlerde...
Bugün Taksim'de Kızılay'da zaman zaman toplanır ve nabzı atar ezilen Kardeşleri için Ümmetin..
O gün yürekler TEKBİR MİLLET Dicle gibi ,Fırat gibi kaynar yürekler taşar meydanlara.
Ta Dogulardan ,Toroslardan ,Munzurdan, Dersimden, Erciyesten, Agrıdan, Karcada dan,
sıra sıra daglar, daglar kente yürür, yürür zulmün üstüne.......

İşte bu gerçektir Babıalide fincancı katırlarının , Hizbu-şeytanın ve dostlarının yüregine korku salan...
Hergün yeni yeni senaryolar yazılır ve oynanır Mazlum halkımın kaderi üstüne...
Ve meydanlarda bir adam, meydanlarda siyaset arenasının ödül dolaplarıyla magrur listelere yazdırdıgı
şiş göbekli yalakalar ve yavşaklar .
meydanlar insan seli KUTLU SEVDAM gitti gideli ....

adamlar adam arıyor, adam arayanlar adam degil. Ve bu adamlar ayaksız başlar, bu başların sömürü
babında bagşettigi maaşlar bana ve halkıma lazım degil.
Bu meydanlar yıkılası bu köhme düzen
tuzak bana ve ayaklarına zincirlerle gen vurulan halkıma..
ALLAH (cc)'ın yarattıgı bu mekanda hattı zatında
bu zamanda bu kafayla dolaşmak , inanmak ve yaşamak adam gibi , insan gibi bir Muhavvit gibi yaşamak suç sayılmış bize......

Ey zulmünle ve zulmetinle karran gece, gecenin eli kanlı dostları ve karanlık yüzlü gecenin felaket
tellalları..

Köşe bucak köşelerde ekranlarda yansıyan manşet manşet bu düzenin baykuşları,
ötüp durmayın başımda .

Bazen gecenin , bazen kendini adamdan sanan nicelerin ,
yaşı yetmiş işi bitmemiş putperestlerin , alt-üst edilmiş degerlerin beyni kiralık satılık cigerlerin, cigeri beş para etmez heriflerin karşısındadır hep .
bir savaşçıdır kalbim savaşçıdır yüregim...


EY Hizbu-şeytan ve şeytanın aşagılık dostları bu kokuşmuş düzenin çagdaş

Firavunları,
İnsan kasapları, haranzade karunları....

Ey bu düzenin din adına yıgınlları, insanları aldatan Hahamları belamları......


Unutmayın görkemli bekleyişlerle şanlı bir kıyama gebe olanlar da bizleriz..

90 yıllık bu zulüm bitecek elbet birgün bitecek.......

HAKK'a olan sonsuz muhabbeti ve batıla olan amansız nefretiyle bir kıyam doguracak bu ümmet bir kıyam..

Şehadet pahasına
Şehadet.......
Şehadet..........
Şehadet......

HAKK'a olan sonsuz muhabbeti ve batıla olan amansız nefretiyle bir kıyam doguracak bu ümmet bir kıyam..

Şehadet pahasına

Şehadet.......

Şehadet.......
Şehadet......

6 Ekim 2008 Pazartesi

Bir Yanimiz



YALANCI ŞAHİDLERİN

TÜKENECEKSE SÖZLERİ...

VE ZAMANA

GÜR BİR SADA İLE

ŞAHİDLİK EDİLECEKSE...

ORDA BİZ OLMALIYIZ...






Bir yanımız yangınlarda kavrulur..
Bir yanımız umudu ve direnci büyütür...

Bir yanımız şaşkın ve sükut içinde izlerken olan biteni...

Bir yanımız kuşanıp merhameti ülke ülke dolaşır yürek coğrafyamızı..

Bir yanımız telaş içinde bir kısacık ömre tutsak....

Bir yanımız ölümsüzlüğü daha çok sevmekte hayattan..

Bir yanımız Bağdat, Beyrut bir yanımız....

Bir yanımız festivaller renkli ziyafet sofraları...

Ve Bir yanımız Kudüs İstanbul bir yanımız..

Ve bir gün gökten çocuk ölümlerini haber veren sesler kesilecekse eğer..


Çocukları saracaksa anneler alevler sarmadan önce..

Mescidi aksa yağız bir delikanlı gibi tekrar dikilecekse ayakları üstüne

Sapan taşları ile yeniden kuşların ardına düşecekse çocuklar..

Yalancı şahidlerin tükenecekse sözleri..

Ve zamana gür bir sada ile şahidlik edilecekse..


Orda BİZ olmalıyız..

VE BİR YANIMIZ YANIMIZDA OLMALI...

Çünkü ALLAH Bir Ve herşeye Kadir

HasbinALLAH ve ni'mel Vekil Fe Ni'mel Mevla Ve ni'mel Nasir