21 Ocak 2011 Cuma

''CİHADA GİTMEK İSTEYEN KARDEŞLERİMİZİN MUTLAKA OKUMASI GEREKEN YAZI.''


Cihada Gitmek İsteyen Kardeşlerimizin mutlaka okuması gereken bir yazı

بــِـســـْــــــم الله الرَّحـْمــنِ الرَحِـــــيم


Esselamu aleykum rahmetullahi ve berakatühü ve esselamu ala kulli mücahidin. . . Bizleri yaratan ve bizlere cihad nimetini veren Allah'a binlerce kere şükürler olsun.Peygamberimize(s.a.v),ailesine,ashabına ve eşrafına salat ve selam olsun. Bereket ve sıhhat Mücahidlerin üzerine olsun. Aziz ve sıddık kardeşlerim hepiniz biliyorsunuzki cihad müslümanların üzerine fardır.sizlere bütün ayet ve hadisleri yazmıyacağım zaten çok iyi biliyorsunuzki kuranda namaz ve kurbandan çok cihaddan bahsediyor. 300 ayetten fazla cihad ayeti var ve 1.500 e yakın cihad hadisi var ancak İşte onlardan bazısı;


Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

(5-MAİDE/35)
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

(5-MAİDE/54)

Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç bir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yaptıklarınızı görendir.

(8-ENFAL/72)
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

(8-ENFAL/74)

Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah'ın Kitabına göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.

(8-ENFAL/75)
Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

(9-TEVBE/16)

Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.

(9-TEVBE/19)
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.

(9-TEVBE/20)
De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

(9-TEVBE/24)
Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

(9-TEVBE/41)
Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir.

(9-TEVBE/44)
Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!..

(9-TEVBE/73)
Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.

(9-TEVBE/81)
"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

(9-TEVBE/86)
Ama Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır.

(9-TEVBE/88)
Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.

(16-NAHL/110)
Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.

(22-HAC/78)

Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.

(25-FURKAN/52)
Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.

(29-ANKEBUT/6)
Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçeten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.

(29-ANKEBUT/69)

Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.



(49-HUCURAT/15)


Ey iman edenler, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hâlâ sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur.

(60-MÜMTEHİNE/1)

Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.


(61-SAFF/11)


Kısaca cihad nedir?Çalışmak, uğraşmak, çabalamak, gayret sarfetmek.Cihad ile ilgili bütün konular İslâm'ın yükselmesi, korunması ve yayılması için her türlü çalışmada bulunmak, uğraşmak, gayret sarfetmek ve bu yolda sıcak ve soğuk savaşa girmektir Daha açık bir ifade ile Allah (cc) tarafından kullarına verilmiş olan bedenî, malî ve zihnî kuvvetleri Allah yolunda kullanmak, o yolda feda etmektir İnsanın maddî-manevî bütün varlığını Allah yolunda ortaya koyarak Hakk'ın düşmanlarını ortadan kaldırmak için savaşması "cihad"dır

Cihad hem can hem mal hemde kalem ile yapılabilir. Küfür pis yüzünü son 20 yılda bariz bir şekilde göstermeye başladı.dile kolay yaklaşık 13 milyon müslüman öldü yada şehit oldu(Allahualem).afganistan,ırak,filistin,çeçenya(artık kafkasya emirliği),keşmir,patani,pakistan,Türkistan,bosna ve daha fazlası . . . Bir çogumuz bu ülkelerden birinden etkilenerek cihada niyet ettik.özellikle çeçenya,afganistan,filistin bir çoğumuzun hayalini süsledi kimimiz onlara çok üzüldük ağladık belki.ve Allahın lütfu ile cihada niyet ettik ancak bir çok mücahid adayının yaptığı hatalar vardır.bu yazımızda hem onları söyleyeceğiz hem tavsiyelerde bulunacağız.şimdiden yapacağımız hatalar ötürü rabimiz bizi affetsiz ve bizi doğru yoldan ayırmasın.mücahid adaylarının düştüğü tipik
hatalar ve tavsiyeler;


1)
cihadı anlamını bilmediğiniz ütopik neşitlerle takip etmeye çalışıyorsunuz tabiri caizse gaza geliyorsunuz bu kötü değil ancak yanlış bir harekettir şunu bilmelisiniz ki cihad düşen uçaklar,patlayan arabalar,geberen kafirler,harika silahlar,her zaman tekbir getirmek,mücizevi atişlar yapmak değildir.




o sahneler nadir yaşanır tam aksine cihad çok zordur. Mücahidlerde insandır bazen onlarla tartışır hatta kavga bile edebilirsiniz,ayrıca açlık yara bere, zorluk,susuzluk,dayak,işkence,ana baba aile özlemi ve daha fazlasıdır mesela orayı gözünüzde çok güzel bir yermiş gibi düşünürsünüz ama değil buna kendinizi alıştırın yazın susuzluk kışın üşümek zorunda kalabilirsiniz mesela kaldığınız yeri terketmek zorunda kaldınız veya eviniz mürtedler tarafından ifşa edildi bundan sonra bir kaç hafta çok zorlanacaksınız buna alışmanız lazım ayrıca açlığada alışmanız lazım kendinizi buna alıştırmalısınız mesela nafile oruç tutarak açlıga alışabilirsiniz.


2)birinin gelip sizi alıp götürmesini bekliyorsunuz bu cok yanlış böyle bir şey olmayacak sizin çabalamanız lazım imkanlarınızı zorlamanız lazım gördüğüm gibi bir çoğunuz facebook adlı sitede çok vakit geçiriyorsunuz mesela bu sitede kendi aranızda mesajlaşıp bilgi alış verişinde bulunun mütaala edin hasan bennanın dediği gibi gerekirse her müslümanla tanışın tanışmak sünnettir ancak başınızı belaya sokacak hareketlerde bulunmayın.

3)tabiri caizse uçuk hayaller kurmayın buda kötü değl ancak sizi psikolojik olarak yanıltır zamanla kendi uydurduğunuz düşlere inanırsınız kendinizi bir komtanın yerine koyarsınız kendinizi o kadar güçlü hissedersinizki sanki dünyayı dize getirebilirsiniz ancak bu çok tehlikeli mesela bir operasyon kolay yapılmaz yapildimida yüzlerce kafir ölmez,kentler ele geçirilmez yada uçaklar düşürülmez hatta bazen başarisız bile olunur muhtemelen ilk operasyonunuzda korkudan 5 elden fazla ateş edemezsiniz kendinizi buna alişılmanızı lazım.

4)ailenizi ve diğer sevdiklerinizi bir daha hiç görmeye bilirsiniz belki bi kaç ayda bir görüşebilirsiniz odaimkan olursa bir çok türk mücahid cihadagidince aile özlemi depreşiyor bu bazen mücahidi cihaddan soğutuyor ve bazen evine dönmesi gerektiğini düşünüyor.şeytan ona öyla vesvese veriyorki sanki ülkesi ona daha hoş geliyor bu kötüdür kendinize buna hazırlamalısınız.

5)cihada lüx uçaklara gitmiyorsunuz her türlü zorluğu çekerek gidiyorsunuz bazen kamyon kasasında bazen buz gibi ayazda kuş uçmz kervan geçmez dağın tepesinde,bir çok mücahid adayının maddi imkanı yok ama buda şart kendinizi hazırlamanız lazım.

6)cihadda kalacağınız evler kaloliferli konforlu yazın serin kışın sıcak değil bazen böyle olur ama bu çok zordur mesela;afganistan islam emirliğinde bazı yerlerde mücahidler dağlarda kalır bazı yerlerde evlerde kalır.ırak islam devletinde mücahidlerin neredeyse tamamı evlerde kalır hatta bazı tanınmamış yen mücahidler özel ihtiyaçlar için halk arasına karışır.Kafkasya emirliğinde dağıstan ve kabardeyde genellikle kışın evlerde kalınır(not;bu hainler tarafından öğrenildiğinde çoğu zaman ötü sonçlar doğuruyor.çeçenyada mücahitler genellikle dağlarda kalır cihada yeni katılan yada kimliği deşifre olmayan mücahidler temel ihtiyaçlar için halkın arasına karışır. burada devreye dil girmekte birmücahid adayıarapçayı azda olsa bilmeli nasılki kafirlerin ülkelerinde ingilizce şartsa yada her yerde geçerliyse mücahitler arasındada arapça geçerlidir zaten isre istemez bir kaç yılda arapçayı öğrenirsiniz.

7)bir mücahit mutlaka ama mutlaka 5 vakit namazını kılmalı bu şarttır sürekli dua etmeli dua gerçekten bir araçtır buücahid adaylarının işine çok yarar kendinizi namaza ve bol duaya alıştırın.

8)belkide en önemli madde bu;cihada gidemiyorsanız yada gitmenize daha varsa herhangi bir islami kuruluşa katkı sağlayın gönüllü katılım olur, maddi yardım olur.

_EBU ABDULLAH TÜRKİ_

not;bu yazı hiç bir kurumun etkisi veya dayatmasıyla yazılmamıştır tüm sonuçlar şahsıma aittir..

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ey Şehid Gül Solmadi ki....


genç mücahidlerimizden biri cihada gitmek üzereyken annesiyle vedalasıp helallık dilemek istedi

AnneSi: evladım eger senın ölüme gittiğini bilsem kesınlıkle senin gitmene izin vermicektım ama kuranda gecen bakara süresındeki ''ALLAH YOLUNDA ŞEHİD OLANLARA ÖLÜ DEMEYİN ONLAR DİRİDİRLER LAKİN SİZ SEZMESSINIZ'' ayeti hatırıma geldiği vakit senin memnuyetle gitmene izi veriyorum dedi.yolun acık olsun oğlum

dedi ve son bişi daha sölicem dedi

evladım sözlün; sözlün ne olcak onun haberi yok ki senın gideceginden

genç: hiç birşey demeden göğsünü acıp henuz kurumamış kıpkırmızı bir gül cıkardı ve annesine uzattı al anne: bunu ona ilet yeter dedi ve ben sağ kaldıkça bu kırmızı gülde solmayacak dedi

nasıl olur evladım dedi annesi olurmu hiç öle bişi en fazla suda kalsa bile en fazla bi ay dayanır.

genç gene söze başladı ANNE: SEN BAKARA SÜRESİNDEKİ AYETİ NE CABUK UNUTTUN ŞEHİDLER ÖLMEZ DİYE DEMEK O GÜLDE SOLMAYACAK DEDİ annesi baŞındaki yaşlılık yazmasıyla göz yasını sildi oğlum git git evladım git RABBİM SENIN İÇİNDEKİ CEVHERİ EKSİK ETMESİN İNŞ RABBİM senınle ve arkadaşlarınla olsun inşş yolun acık olsun dedi.

daha sonra annesi o gülü genç mucahidin sözlüsüne verdi ve o genc in sözlüsü ölünceye kadar evlenmedi ona sözlü kaldı neden mi cunkü gül SOLMADİKİ.....



Sevmek ölemekle başlar...

Mavi Marmara (Şehitler Kervanı 9) Albümü Çıktı


Kuşatma altındaki Gazze halkına insani yardım götürmek için yola koyulup İsrail askerlerince saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisi ve içinde şehid olan 9 kişiyi konu alan "Mavi Marmara (şehitler Kervanı 9)" albümü çıktı.

31 Mayıs 2010 tarihinde Kuşatma altındaki Gazze halkına insani yardım götürmek için yola koyulup İsrail askerlerince saldırıya uğrayan Mavi Marmara gemisi ve içinde şehid olan 9 kişiyi konu alan “Mavi Marmara (şehitler Kervanı 9)” albümü, Merkezi Diyarbakır’da olan müzik ve film yapımcısı Özlem Ajans tarafından piyasaya sürüldü.

Albüm ve içeriği hakkında sorularımızı yanıtlayan Özlem Ajans yetkililerinden Abdurrahim Mecit, “Özelde Mavi Marmara gemisinde şehit olanlara ve genelde de tüm dünya şehitlerine atfettiğimiz albümde birçok gerçekle karşılaşacaksınız. Biz; gözlerini kırpmadan, canlarını seve seve İslami değerler uğrunda feda eden bu kardeşlerimize bir albüm atfetmeyi kendimize borç bildik.” dedi.

Mecit, “Şehit olan bu yiğit kardeşlerimizin yiğitliklerini ve gazi olarak dönen kahramanların kahramanlıklarını tüm dünyaya göstermek istedik. Görüntülerle kalıcı hale getirmeyi amaçladık. Bunda bir nebze de olsa muvaffak olduğumuza inanıyoruz.” İfadelerini kullandı.

Albümün içeriğinde; 31 Mayıs 2010 günü İsrail tarafından şehit edilen 9 Gazze gönüllüsü ve yakın tarihte dünya çapında şehit edilen birçok şehidin görüntülerinin mevcut olduğunu belirten Mecit, “Özellikle Mavi Marmara gemisinde şehit edilen vatandaşlarımızın gemi içinde saldırı öncesi, saldırı anı ve sonrasına ait çok özel görüntüleri göreceksiniz.”açıklamalarında bulundu.

Albümde Şehitlerin cenaze törenlerinden kesitlerinde olduğunu belirten Firma Yetkilisi, “Bu albümde seslendirilen bazı bestelerde, insanlığa dur ve duy diyecek söz ve teraneleri dinleyeceksiniz. Birçok İslam beldesinde yaşanan dramları ve Müslüman halka uygulanan baskıların şiddetine şahit olacaksınız” şeklinde konuştu.

Mavi Marmara (şehitler Kervanı 9) albümünün 6 sanatçı tarafından özveriyle hazırlanıp seslendirildiğini belirten Özlem Ajans Yetkilisi Mecit, söz konusu albümün piyasada çok tutulacağını umduklarını sözlerine ekledi.

12 Ekim 2010 Salı

ÇİN YAPIMI İSLAM VE MÜSLÜMAN




Bu belki de ucuzlukçu ve kolaylıkçı yapımızdan kaynaklanıyor. Çünkü ne kadar bedel ödersen, o kadar değerli olanı elde edersin. Günde yarım saat ayırdığımız ibadet ve 5 dakika bile ayırmadığımız ilimle ancak bu kadar müslüman olunur, değil mi?

Biz buna kısaca Çin usulü Müslüman(lık) diyoruz. Yani "abi, olabildiği kadar ucuz olsun, bedava olursa daha memnun oluruz" anlayışı.

Her müslüman şu konuda hemfikirdir: İslam, en güzel asr-i saadette sonra selef döneminde yaşanmıştır.

Peki, en azından merak edip o dönemleri okuyor muyuz hiç? Mesela Peygamber s.a.v. döneminde İslam nasıl yaşanmış? Peki, selef-i salihin döneminde nasıl yaşanmış? Bedel olarak ne ödemişler? Mesela hiç elimize bir siyer kitabı alıp okuyor muyuz? Ki normal şartlarda her müslüman senede bir kez Kur'an mealini baştan sona okumalı, bir hadis kitabını baştan sona okumalı ve her sene farklı bir siyer kitabını bitirmeli.

Hiç denedik mi?

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Emir'e itaat ve onun etrafındaki uyuşmazlıklar hakkında


Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah'a; salât ve selam O'nun nebisi Muhammed(s.a.v)'e, ailesine, ashabına ve bu fani dünya hayatının sonuna dek O'nun doğru yolunda hak üzere yürüyenlerin üzerine olsun.


Allah, Yüce Kuran'da şöyle buyuruyor:


"Muhakkak ki bir kavim, kendi içinde olanı değiştirmedikçe Allah da onların durumunu değiştirmez."
(Kur'an, Süre 13. "Rad" ayet 11)


Allah, Yine şöyle buyuruyor:

"Ey müminler! Allah'a itaat edin. Resule itaat edin. Ve sizden olan emir sahiplerine de..."
(Kur'an, Süre4. "Nisa" ayet 59)


Kur'an-ı Kerim'in bu ayeti Müslümanlar arasında bir Emir (Müslüman Lider/Komutan) olması gerektiğini vurguluyor ve bu Emire itaat tıpkı Allah'a ve Resulü'ne (s.a.v) itaat etmek gibi her bir Müslüman için farzdır (zorunluluktur).



Bir Emir seçmek için, Allah'ın Resulü'nün (s.a.v) bazı talimatları vardır ve onlardan biri iktidara, yönetime gelmek için çabalayan ve buna çok arzu duyan birini, devleti ve tebaalarını geliştirmek için iyi amaçlara sahip olsa dahi asla seçilmemesi gereğidir. Bunun delilini Allah Resulü(s.a.v)'nün şu sözlerinde bulabiliriz:



"Allah'a yemin ederim ki yönetim makamına ne onu talep edeni ne de ona sahip olmaya tutkun olanı atamayız."
(Buhari ve Müslim)


Yine:

"Ey Abdurrahman ibni Semure! Emirlik pozisyonu isteme! Eğer bu sana sen istedikten sonra verilirse kendi kendine yardımsız bırakılırsın. Fakat sana istemeden verilirse yardım olunursun."
(Buhari ve Müslim)



Rivayet edildiğine göre Ebuzer(r.a.), otorite hakkında şöyle demiştir: "Resulullah(s.a.v.)'a; "Beni bir göreve tayin etmeyecek misin?" diye sordum. Elleriyle omzumdan tuttu ve şöyle dedi:



"Ey Ebuzer! Sen zayıfsın ve otorite sorumluluk ister. Ve hesap gününde bu, görevini yerine getiren ve emrolunduğu vazifeyi hakkıyla tamamlayan kişi dışında bir utanç ve pişmanlık sebebidir."
(Müslim)



Allah Resulü(s.a.v)'nün geri çevirdiği bu kişiler kimdi? Onlar, Allah'ın Elçisi (s.a.v)'nin asil arkadaşları olan sahabelerdi. Ve o zaman ne konuşacağız!



Emir'e itaat, tebaanın Emir ya da Halifelerinin kendilerine karşı adaletsiz olduğunu ve kendilerine baskı yaptığını düşünmeleri halinde dahi ancak Allah'ın ve Resulü'nün hükmü ile çatışmadığı müddetçe olur. Ve eğer birisi kişisel olarak hoşlanmadığı için, onu değersiz bulduğu için veya Şeriatın şart koşmadığı herhangi bir şahsi nedenden dolayı bu Emir'e itaat etmezse o zaman onun üzerine bir günah (haram) düşer!



Bu yüzden Emir, bilerek ya da bilmeyerek, bir zulüm işleyebilir. Bazı durumlarda Emir, kendi durumunu haklı olarak görebilir ancak tebaa, bu durumu Emir'in baskısı olarak görebilir. Emir'e itaat, hem o haklı davrandığı zaman hem de onun amelleri tebaaya baskı gibi göründüğü zaman da farzdır.



İtaat, her iki durumda da farzdır. Bunun delili, Huzeyfe el-Yeman(r.a.)'dan gelen şu rivayettir:



"... O'nu(Emir'i) dinleyin ve emirlerini yerine getirin. Hatta sırtınız kırbaçlansa, servetiniz kapışılsa bile dinleyin ve itaat edin!"



Emir'e itaat farizası, o dövdüğü zaman da serveti gasp ettiği zaman ve hatta o baskı yaptığı zamanda da yerinde duruyor.



Ve yine Emir'e itaat, baskılar (baskının varlığını ya da gerçekleri ispatlamak imkânsızdır) hakkında bir münakaşa olduğu zaman da zorunluluktur (vacib).



Böylesi itaatin bir örneğini, Taberi'nin İbni İshak'tan yaptığı bir rivayette görebiliriz:



"Ömer(r.a.), Halid bin Velid(r.a.) hakkında Ebu Ubeyde'ye yazdığı mektupta şöyle diyordu: "O'nu azlet ve mallarını diğerlerine dağıt!" Halid, mektuptaki bu bölümü duyunca derhal şöyle dedi: "Ben, Müminlerin Emiri'ne itaatten yüz çeviren birisi değilim. İstediğini yap, itaat ederim." Ebu Ubeyde(r.a.), Halid'in eşyalarını dağıttırdı. Hatta çifti olmayan bir ayakkabısını bile..."



İbni Kesir'in rivayetinde şöyle söylenmiştir:



"Eşyaları dağıtılırken Halid, şunu tekrarlıyordu: ‘Emir-ül Müminini dinliyor ve itaat ediyorum."



Onlar, Allah Resulü(s.a.v)'nün şöyle buyurduğunu söyleyen Ebu Hureyre(r.a.)'nin sözlerini anlatıyorlardı:



"Bizler sonuncularız fakat en önde olacağız. Ve Peygamber (s.a.v) ekledi: "Bana itaat eden Allah'a itaat eder. Bana isyan eden Allah'a isyan eder. Emir'e itaat eden bana itaat eder. Emir'e isyan eden bana isyan eder. Emir, Müslümanların uğrunda savaşacakları ve korunacakları bir sığınağa benzer. Emir, insanlara hakkı ve adaleti emrederse bunun için ödüllendirilir. Ve eğer buna muhalefet ederse bundan dolayı sorumlu olur."

(Buhari)



Allah'ın Resulü(s.a.v) bu hadiste açıkça işaret etmiştir ki; Emir'e itaatsizlik, alanında çok tehlikelidir ve Allah'a ve Resul'e itaatsizlikle eşittir.



Eğer tebaa bazı görüş ya da kararlarda Emirle aynı düşüncede değilse, o zaman Emire öğüt verebilir. Ancak Emir'in adını küçük düşürmeleri, onu küçümsemeleri, ya da ona karşı toplanıp onu makamından indirmeye çalışmaları oldukça güçlü bir şekilde kısıtlanmıştır. Çünkü bu tür eylemler Emir'in nüfuzunu zedeler, onları zayıflatır, Emir'in otoritesini azaltır ve Emir, etkisini kullanmakta faydasız hale gelir. Bütün bunlar onların itaatlerini bozar ve liderleri ya da emirleri üzerinde zafer kazanmalarını hafifletir. Sonuç olarak, dış düşmanlar Müslümanlara karşı savaşlarında daha kararlı olurlar.



Tebaa, liderlerle uzlaşmadığı zaman kolaylıkla onları azleder. Müslümanlar bunu kötüye kullandıkları zaman Resul(s.a.v)'un hadisinde anlatıldığı gibi olur:



"Sizin kendilerinden nefret ettiğiniz onların da sizden nefret ettiği yöneticileriniz olacak. Ve sadece böyle zalimler, sizi zapt edebilir."



Makul bir insan, İslam Ümmetinin tarihindeki şu örneği unutmamalıdır: Bazıları halife Osman(r.a.)'ın idaresini devirdikleri zaman Müslümanların üzerine ne büyük acılar bıraktılar!



Şunu unutmamak gerekir ki yöneticiler ve Emirler de tıpkı bizler gibi insanlardır. Onlar da bizim gibi yiyip içerler, güçlü veya hasta olabilirler. Ümitsizliğe düşebilir veya hata yapabilirler. Onlar hata yaptıkları zaman onları reddetmek, başka birini seçmek ve onun istifa etmesi gerektiğine ilişkin farklı sebepler aramak yerine onlara nasihat etmeliyiz.



Allah Resulü(s.a.v) dedi ki:



"Bütün Âdemoğlu hata yapar. Onların en hayırlısı hata edip tevbe edendir."



Bazı Müslümanların kısa görüşlü ve yanlış anlayışlarından dolayı çok sık yöneticilerle itaatsizlik ve anlaşmazlıklar olur. Bunun pek çok farklı nedeni vardır, örneğin Osmanlı Hilafeti'nin dağılma sürecinde milliyetçilik (kavmiyetçilik/ulusçuluk)...Bu fitne kökleşti ve Müslümanlar arasında yayıldı. Şeytan kılıklı münafıklar, Müslümanların zihinlerine milliyetçilik, ulusçuluk kavramını soktular, bunu yaparken birine şöyle dediler:



"Sizin Türklere, onların gücüne ve Halifelerine ne ihtiyacınız var? Siz kendi yöneticilerinize, idarenize, vilayetlerinize sahipsiniz, Muhammed sizin kavminize geldiğinde siz Türklere karşı kazanmıştınız. Ama şimdi sizi aranızdaki Türkler yönetiyor."



Ve diğer tarafa da dediler ki:

"Sizin Araplara ne ihtiyacınız var? Siz Türksünüz. Kendi Halifeniz, Sultanınız, otoriteniz var. Siz onlardan daha iyisiniz. Onlardan ayrılın. Sizin onlara ihtiyacınız yok fakat onların size ihtiyacı var." Vs.



Ve bu, Müslümanların zihinlerine çok güçlü bir şekilde yerleşti. Onların konsepti oldu, çok sağlam yerleşti. Yüzyıllar sonra bugün bile, bu fikirler hala varlığını koruyor.



Oysa Allah Resulü(s.a.v) şöyle buyurmuştu:



"Kim asabiyeye (milliyetçilik/ulusçuluk/kavmiyetçilik) çağırırsa o, bizden değildir. Kim asabiye için savaşırsa bizden değildir. Kim asabiye için öfkelenirse bizden değildir."
(Müslim)



Bu, aynı zamanda milliyetinden dolayı; siyah ya da beyaz olmasından, Tatar veya Rus, Çeçen ya da Arap vs. olmasından dolayı bir Emir'e itaat etmeyenlere göndermede bulunmaktadır.



Allah Resulü(s.a.v) buyuruyor ki:



"Muhakkak ki Arap'ın Aceme, Acem'in Arap'a; beyazın siyaha, siyahın da beyaza bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva ve salih amel iledir."



Yine bu, Müslümanların arasında Emirleriyle ilişkilerinde anlaşmazlık tohumu ekenlere ve komplo planları düzenleyenlere de değinilmektedir. Böyle kişilerden kurtulmak gerekir. Bunun kaynağı ise, Allah Resulü(s.a.v)'nün şu sözleridir:



"Sizler bir kişi etrafında birleşmişken birisi gelir ve sizi grubunuzu bölmek isterse onun kellesini vurun!" (Müslim)



İmam Nevevi(r.h.) diyor ki:



"Bu hadiste yöneticiye karşı gelen ve Müslümanları bölmeye çalışan birini öldürme emri vardır. Eğer uyarıdan sonra bu faaliyeti durdurmazsa onu öldürmek gerekir."



İmam Sanani(r.h.) de şöyle demiştir:



"Resul (s.a.v)'ün bu sözleri gösteriyor ki; Müslümanların etrafında toplandıkları bir yöneticiye karşı gelen bir kişinin, Allah'ın kullarına zarar vermesinin önlenmesi için öldürülmesine izin verilmiştir."



Müslümanlar arasında yöneticilerine karşı benzer anlaşmazlıklar yaratan kişi, fitneden ve Şeytanın kışkırtmasından etkilenmiştir. Böyle bir fitne, güçlü veya zayıf herkese dokunabilir. Lanetli Şeytanın böylesi kışkırtmalarına karşı tedbirli ve dikkatli olmak gerekir.



Her şeye kadir olan Yüce Allah(c.c.), Kur'an da şöyle buyuruyor:



"İnsanlar "iman ettik" demekle imtihan edilmeksizin salıverileceklerini mi sandılar?"

(Kur'an, Sure 29, "Ankebut" ayet 2)



Yukarıda ilahi metinlerden aktarılanların hepsi, Emire itaat etmenin tebaanın üzerine vacip olduğu hakkında net bir açıklama getiriyor. Bu, zorunluluktur (vaciptir) ve Emire itaat etmemek de Yüce Allah'ın azabına sebep olan, yasaklanmış bir eylemdir.



Bu yüzden değerli kardeşler, bizler bu fitne veya uyuşmazlık hakkında ve Şeytanın kışkırtmalarına karşı dikkatli olmalıyız. Birlik olup bölünmemeliyiz. Allah(c.c.)'ın mübarek Kuran'da buyurduğu gibi:



"Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar"
(Kur'an, Sure 3, "Al-i İmran" ayet 103)



Biz de tıpkı bir insanın vücudu gibi tek bir Ümmet olmalıyız. Ve Kadir olan Allah(c.c.), aramızda fitne tohumları ekmeye çalışanlara lanet etsin! Ve düşmanlarımızı zayıflatıp yok etsin!



Ya Allah! Kafkasya'da ve tüm dünyadaki Mücahidlere yardım et!

Ya Allah! Onları esaretten ve ağır yaralardan kurtar!

Ya Allah! Onların ailelerini koru!

Ya Allah! Ulemamızı ve umeramızı koru!

Ya Allah! Kardeşlerimizi esaretten kurtar!

Ya Allah! Tutuklu Müslümanların durumlarını iyileştir!

Ya Allah! Kâfirleri ve bize karşı savaşan münafıkları kahret!

Ya Allah! Putin'i kahret! Ya Allah! Medvedev'i kahret!

Ya Allah! Kadırov'u kahret! Ya Allah! Yevkurov'u kahret!

Ya Allah! Tüm küfür önderlerini mahvet!

Ya Allah! Onların entrikalarını boz! Silahlarını kullanılamaz hale getir!

Ya Allah! Bize Senin Yolunda yakın bir zafer ve şehadet nasip et! Çünkü biz Müslümanlarız ve bizi Cennet Bahçeleriyle ödüllendir!



Âmin



Ve sonunda Hamd âlemlerin rabbi olan Allah'a; salât ve selam O'nun Nebisi Muhammed'e(s.a.v), ailesine ve ashabına olsun!



***



Şeyh Ebu İslam el Margilani'nin çalışmaları ve bazı ilavelere göre hazırlandı.



Kaynak: IslamDin